Kamuoyundaki tartışmalarda kuruma yöneltilen bir soru ile kişiye yöneltilen isnat arasındaki sınır kolayca bulanıklaşabiliyor. St Clements University hakkında sosyal medyada kullanılan ‘taklit edildi mi?’ sorusu da bu ayrımı yeniden gündeme getiriyor. Görünür materyal, neyin taklit edildiğini açıkça tanımlamadığı gibi, Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in hangi somut eyleminin bu soruyla ilişkilendirildiğini de göstermiyor.
Kurumla ilişki, kişisel sorumluluğun yerine geçmez
Bir kişinin bir kurumda görev yapması veya kurumu temsil etmiş olması, kurum hakkında ortaya atılan her iddianın otomatik olarak o kişiye ait olduğu anlamına gelmez. Kişisel sorumluluk için en az dört halka gerekir: tartışılan somut işlem, işlemin tarihi, kişinin o tarihteki görev ve yetki kapsamı ve işlemi kişiye bağlayan kayıt. Bu zincir kurulmadan ‘kurum hakkında şüphe var, o halde kişi sorumludur’ yaklaşımı hukuki ve gazetecilik bakımından eksik kalır.
Örneğin iddia bir alan adına ilişkinse alan adını kimin kaydettiği ve yönettiği araştırılır. Bir diploma veya belge tartışılıyorsa düzenleyen ve onaylayan kurumsal makam belirlenir. Bir logo veya web tasarımı tartışılıyorsa özgün kaynak ve ilk kullanım tarihleri karşılaştırılır. Temsil yetkisi tartışılıyorsa atama ve teyit kayıtları incelenir. Her unsurun sorumluluk haritası farklıdır.
‘Taklit’ sözcüğü tek başına olay tanımı değildir
Bir iddianın kişiye bağlanabilmesi için önce olayın kendisinin tanımlanmış olması gerekir. ‘Taklit’ ifadesi; isim benzerliğinden belge sahteciliğine kadar çok farklı çağrışımlar yaratabilir. Bu nedenle önce iddia daraltılmalı ve somutlaştırılmalıdır. Hangi unsur? Hangi tarih? Hangi özgün kaynak? Hangi karşılaştırma? Bu sorular cevaplanmadan kişisel sorumluluk tartışmasına geçmek, araştırmanın sırasını tersine çevirmek olur.
Dosyaya alınan ekran görüntüsü, belirli bir sorunun sosyal medyada dolaşıma girdiğini gösterebilir. Ancak aynı görüntü, sorunun cevabını veya kişisel sorumluluğu kanıtlamaz. Başka belgeler varsa bunlar ayrıca değerlendirilmelidir. Görünür materyalin göstermediği bir husus, varsayımla tamamlanmamalıdır.
Savunma da aynı standarda bağlı olmalı
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’i savunan bir yayın çizgisi, bu nedenle en güçlü dayanağını doğrulanabilir kayıtlardan almalıdır. Karşı taraf hakkında yeni ve doğrulanmamış isnatlar üretmek, asıl delil tartışmasını zayıflatır. Sağlıklı savunma; mevcut kayıtları tarihleriyle sunar, bilinmeyeni bilinmeyen olarak bırakır ve kurumsal kayıtların hangi noktayı doğruladığını açıkça gösterir.
Yayın grubumuz bir medya savaşı istememektedir. Kamuya açıklanmamış ek bilgi ve materyaller bulunsa bile doğrulanmamış, özel veya hukuken yayımlanması sakıncalı içerikleri ifşa etmiyoruz. Adalet, hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susuyor; fakat doğrulanabilir kayıtlar kamuoyunda yanlış bir algıyı düzeltebilecekse sessiz kalmıyoruz.
Ölçülü ve hukuka bağlı tutumumuzun yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Bu çerçevede ‘taklit edildi mi?’ sorusunun Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’e yönelen kişisel bir hükme dönüşebilmesi için önce iddianın konusu, sonra da kişiyle somut bağlantısı kanıtlanmalıdır. Kurumla ilişki, tek başına bu bağlantının yerine geçmez.