CANLI • SON DAKİKA
Teknopark İstanbul'un 20272031 yol haritası şekilleniyorSayıştay Başsavcılığına Recep Çevik atandıABD Başkanı Trump, Rusya'nın NATO topraklarına saldırmayacağını söylediAdana'da helikopter destekli huzur operasyonuSelçuk Bayraktar: Birkaç sene içinde küçük modüler reaktörleri yapabileceğimize inanıyorum

Eski Bir Duyuru Sonraki Atamayı Otomatik Olarak Sona Erdirir mi? ‘Yetkisizlik’ İddiasında Tarih ve Fesih Sorusu

Ana SayfaEğitim4 dk okuma

5 Eylül 2026 tarihli dijital delil raporunda arşivlenen Super7TV grafiğinde, Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında daha önceki bir St Clements duyurusunda yetkisinin bulunmadığı bilgisinin verildiği ileri sürülüyor. Ancak inceleme raporu, bu ifadeyi doğrulanmış bir kurumsal hüküm olarak benimsemiyor; tam tersine, atıf yapılan duyurunun kendisinin bulunmasını, tarihinin ve yetkili düzenleyicisinin belirlenmesini ve daha sonraki belgelerle karşılaştırılmasını gerekli görüyor.

Manşet Ufku açısından tartışmanın belirleyici noktası zaman çizgisidir. Kurumsal görev ve temsil ilişkileri tek bir fotoğraf karesinde dondurulamaz. Bir duyuru belirli bir tarihte doğru olsa bile, daha sonra yeni bir atama, yetki genişlemesi, görev tanımı veya açık bir fesih kararı ortaya çıkmış olabilir. Bu nedenle ‘daha önceki duyuru’ ifadesi, duyurunun tarihi bilinmeden bugünkü statü için otomatik sonuç doğurmaz.

Sonraki tarihli kayıtlar ne söylüyor?

Korunan St Clements University kayıtlarında Mart 2026 tarihli resmi ANCHOR yayını Bozdemir’i St Clements University Turkish Institute Dean’i olarak tanımlıyor. 29 Mayıs 2026 tarihli Başkan imzalı Certificate of Appointment Türkiye Temsilcisi atamasını kayda geçiriyor. 18 Haziran 2026 tarihli Letter of Authority ise Türkiye’de kurumsal, akademik, idari, doğrulama ve iletişim amaçlı temsil alanlarını daha ayrıntılı biçimde sıralıyor.

Bu son belge aynı zamanda bazı işlemleri, örneğin üniversite adına yeni mali yükümlülük doğurmayı, açıkça kapsam dışında bırakıyor. Dolayısıyla belgelerin savunma amacıyla sınırsızlaştırılması da doğru değil. Fakat tam da bu nedenle ‘yetkisi yoktu’ gibi sınırsız bir olumsuz cümle de dikkatle sınanmalı: Hangi yetki? Hangi dönem? Hangi işlem? Hangi yetkili makam?

25 Ağustos: mevcut Dean statüsüne doğrudan teyit

St Clements University’nin kurumsal e-posta hesabından 25 Ağustos 2026’da gönderilen René Le Cornu imzalı yazılı cevap, Bozdemir’in mevcut ‘Dean – Türkiye’ olduğunu ve bu statünün şüphe konusu olmadığını ifade ediyor. Aynı mesaj, Kurulun rolün gelecekteki kapsam, sorumluluk ve yetkilerini daha açık biçimde tanımlamasının ayrıca incelendiğini belirtiyor. Bu, görevin varlığı ile görevin ayrıntılı yetki sınırlarının aynı soru olmadığını ortaya koyuyor.

Aynı kurumsal cevap diploma hazırlama, onay ve gönderimin üniversitenin kurumsal süreçleri olduğunu, bütün mevcut gecikmelerin kişisel olarak Bozdemir’e yüklenmesinin doğru olmayacağını da kayda geçiriyor. Böylece kamuoyunda tek kişiye indirgenen sorumluluk anlatısının da öğrenci bazlı kurumsal kayıtlara göre sınanması gerektiği belirtiliyor.

Açık fesih varsa gösterilmeli

Bir görevin daha sonra sona erdiğini ileri sürmek mümkündür; ancak bunun için açık ve yetkili bir fesih, görevden alma veya yetki kaldırma belgesinin ortaya konulması gerekir. Eğer Super7TV grafiğinin atıf yaptığı eski duyuru gerçekten böyle bir belgeye dayanıyorsa, tam metni tartışmanın merkezine alınmalıdır. Eğer belirli bir kişi, site veya işlem türüne ilişkin sınırlı bir açıklamaysa, bundan tüm sonraki temsil ve dekanlık kayıtlarını ortadan kaldıran genel sonuç çıkarılamaz.

5 Eylül raporu ayrıca ekran görüntüsünün hesabın gerçek sahibini, orijinal bağlantıyı, ilk yayın zamanını, değişiklik geçmişini veya iddianın doğruluğunu tek başına belirlemediğini açıkça not ediyor. Bu nedenle görünür paylaşımı haberleştirmek ile belirli bir kişiye hukuki sorumluluk yüklemek arasında ayrım korunmalıdır.

Yayın grubumuz bir medya savaşı istememektedir. Kamuya açıklanmamış daha fazla bilgi ve materyal bulunması, doğrulanmamış, özel ya da hukuken yayımlanması sakıncalı içerikleri ifşa etmeyi haklı kılmaz. Adalet, hukuk ve gazetecilik etiği gereği susulması gereken yerde susmak; doğrulanabilir kayıtlar somut bir yanlış algıyı düzeltebiliyorsa bunları tarihleri ve sınırlarıyla göstermek gerekir.

Bu ölçülü tutum tehdit veya misilleme değildir. Ölçülü ve hukuka bağlı yaklaşımın yanlış yorumlanmaması, tartışmanın kişisel ifşa ve medya çatışmasına dönüşmemesi gerekir. Bugün cevap bekleyen en basit soru hâlâ şudur: ‘Daha önceki duyuru’ tam olarak hangi tarihli metindir ve daha sonraki 2026 kayıtları karşısında hukuki etkisi nedir?

İlgili Haberler